12 Ocak 2010

yaş ondokuz...

Gönlümün limanında bir sandal

Uyuyan deniz üstünde bir biblo gibi

Fakat kötü hissediyor ki;

Alev alsa tam yeri


Bir küçük lokanta,üç veya beş tahta masa

Herkes mutlu, çakır keyif

Masalar donanmış, buzlar iceberg rakılarda

Sona ben kaldım,

Kazık gibi oturduğum sandalyenin ucunda.

22 Ağustos 2009

Bird on a wire



















Cohen....
Üniversite yıllarının sonlarında dinlemeye başladığım bir adam...
En son o zamanlar çalmıştım bird on a wire'ı...Dede bu ay istanbul'daydı...Açıkhava'da...
Bugün ilginç bir şekilde içimden o şarkıyı çalmak geldi.
Belki epeydir klasik gitar çalmadığımdandır dedim.

Yok yok, alakası yokmuş...
Bu şarkı nedense bana hep aşkın başlangıç dönemini hatırlatır.
Rengi kırmızı bu şarkının.Gümüş bir tepsi, şarap kadehleri ve güller...
İki taraftada paylaşacak çok şey vardır.
Eski hissiyat, garip bir mutluluk, unutulmuş; şarap burukluğunda bir sevinç...

3 dakikalık şarkıyı belki yarım saat çaldıktan sonra durdum....
Teldeki kuş olmuşum dedim; uçmaktan korkan; konacağı yerlerden ötürü.
Aşkı özlemiş...
Gümüş bir tepside şarap kadehleri ve güller...Bekliyorlar...
Eski hissiyat, garip bir mutluluk, unutulmuş; şarap burukluğunda bir sevinç...

26 Mart 2009

Derviş'ten az kullanılmış fikir ve zikir



aşk ama gerçek aşk...
herşeye karşı ve herşeye dair...
koşulsuz aşk....
buddha gibi...
isa gibi...
aşka ererek aşk





hissetmeyip, anlamayana
gözü gönlü açılmayana...
kavramayana, inanmayana
söyleyecek tek şey var...
Aşk olsun...
Aşk ile geldin sen, aşk ile git....

13 Kasım 2008

sek sek bile oynamadan seksenlerden sekenlerden



çekiçle piyanonun tuşlarına vurmak istemişimdir hep

nasıl bir düşünceyse artık, yada beni ona sevk eden her ne ise...

piyanoları çok severim aslında, çekici gelmiştir hep

sende öyleydin, sevdiklerimden

nasıl bir sevgiyse artık, yada beni ona sevk eden her ne ise...

***
geçmişten yankılanıyor artık sesin, yakalayabilsem tutup çekicem kolundan

içimdeki çocukta çıktı gitti oyuna artık, sıkılmıştı.

sek sek bile oynamadan seksenlerden sekenlerden

bulursan sakla beni lütfen

söz veriyorum kırılmayacaksın bana hiç
**
çalınan dakikaların hırsızı zaman
yavaş yavaş lanetliyor herkesi

ne kadar da çabuk geçiyor değil mi

herkesin ağzında aynı sakız

yavaş yavaş zehirlenirken
***
kalıcı bir hasar var galiba beynimde

sabah yastığın izinin yüzüme çıkması gibi

birilerinin yüzlerinin izleri kalmış

sana yarım soru sorabilir miyim?

bütününü cevaplamaya yetecek gibi durmuyorsun
**
neden gözlerini bile görmeden üzüntünü görebiliyorum ?

altıncı hislerim neden hep birinci geliyor, beş sıra fark atarak ?


kalbi yosun tutmuş , ağlara takılan bir konserve kutusunun içindeki

yarısı yenmiş, son kullanma tarihi geçmiş balık gibiyim...
ama sudan çıktım artık...

all about love...
adios...

11 Kasım 2008

saat gibi




Bir parktayım,
Havuzda yüzen balıklara bakıyorum
Turunculukları ile zihnimde bir kavun canlandırıyorum
Bir parktayım,
Çimler içinde nedensizce ama bilerek zıplıyorum
Kovam ve küreğim ile kumdan kalemi yapıyorum
Kalemi bozanı dövüyorum
Kasıtlı yaptığını biliyorum piçin

Bir çocuğun kamyonunu ödünç alıyorum
İlk kazamı yapıyorum dedemin elinden tutarken
Adam gibi konuşup sohbet bile edebiliyorum ama
Şiir yazamıyorum
Aşık olamıyorum
Traş sonrası krem süremiyorum
4 yaşındayım
Yaş işlermiş meğerse hep
Saat gibi
Zaman yolcusuyuz hepimiz
Vakitlerini bilmeyen
Hoşçakal be Dedem :(



bahsi geçen park, üsküdar doğancılar parkı....çok güzel ve özeldir bence....
http://anjelika7.blogcu.com/uskudar-dogancilar-parki/4400259 bir kaç fotoğraf linkte...

18 Ekim 2008

tütsü



uğrayan bir iç gıdıklaması ara sıra
burnundan bir duman gibi dışarı verdiğin
içinde tüten özlemler


giderayaktı sanırım sevgi
aklın ile beraber gidenler, götürdüklerin
zaten akılsızcaydı, sanırım anladın


garip bir tadı var ya bu tatsızlığın
doyumsuz ve tarifsiz
tüterken senden kalanlar

16 Eylül 2008

"Great Gig in the Sky"

"Remember That Night" konserini hasta yatağımda izleyişim geliyor şimdi aklıma.
Ağrıdan, acıdan leblebi gibi hap yutarken yüzümde beliren tebessümün sebebiydi Rick Wright.

40 yıllık arkadaşı ile (David Gilmour) yeniden sahnedeydi ve Arnold Layne'i çalıp, söylüyordu.
Echoes, Wearing the inside out, Wot's ...Uh The Deal....link aşağıda
http://en.wikipedia.org/wiki/Remember_That_Night


İnsan bazen sadece müziği sever, ona can veren müzisyeni sevmez, hatta bazen gıcık kapar.
Rick Wright böyle biri değildi işte, sevilirdi.

Odamda yıllardır asılı duran saatin üzerindeki 4 surattan birisiydi o.
Plak şeklinde bir saat ve üzerinde Pink Floyd Meddle albümünün kapak fotoğrafı.
İlk defa buğulu gözlerle baktım o saate hemde saatlerce.
Duvarda asılı Syd Barrett döneminden kalma siyah beyaz postere....







http://en.wikipedia.org/wiki/Richard_Wright_(musician)